İKİ ÉLİN BALASI İRFAN MURAT YILDIRIM’IN ARDINDAN
Her kim gelmiş dünyaya, dünyadan köçer géder,
Elli, altmış ya yüz il, ahırda öter géder.
Yahşı ad gazananlar, diridi(r)ler her zaman.
Adları deyilecek köçseler de dünyadan.
Firidun Hasarlı
Şairin de dediği gibi, dünyada kimse kalıcı değildir. Kalıcı olan, geride bıraktıkları eserlerdir.
Geride bırakılan bir yapı olsa belki yıkılır, bir yazı olsa belki unutulur, zihnimizin karanlık bir köşesinde belki de bizimle son bulur.
Şairin "Adları deyilecek köçseler de dünyadan" dediği nedir?
Geçmişten haber veren yapılar, yer altından çıkarılan üzeri örtülmüş kalıntılar, karanlıkta yüz yıllarca bekledikten sonra gün yüzü gören belgeler.
Elle tutulur, gözle görülür geçmişin aynası olan maddeler. Gizemler, sırlar, bir yaşanmışlığa lügat olur yeniden hayat bulur.
Nedir yeniden hayat bulmak? Yok olmuşken yaşamak, olmadığımız bir dünyada nefes almak, nefes olmak. Bir cisim gibi elden ele değil, dilden dile dolaşmak.
Edebiyatımız böyle değil mi? kimi belli, kimi belirsiz. Dilden dile dolaşırken ismi kaybolan, eseri harman olup yayılan, adına anonim dediğimiz bir yaşam.
Ne kadar tatlı hikayelerimiz, destanlarımız, şiirlerimiz, manilerimiz, deyişlerimiz, sazımız ve sözümüz var.
Günümüzde bunlardan bihaber ne kadar da çok insanımız var.
İnsanlığın mayası, milletin karakteri, neslimizin edep ve hayası, zihinlere yazılmış normları ile huzurlu bir toplumun keyfiyetini inşa etmez mi edebiyat.
Hani şair dedi ya, "Adları deyilecek köçseler de dünyadan." O kadar çok kıymetli insanlara sahibiz ki, zaman içerisinde tek tek kaybettik, unuttuk, unutturduk.
Örnek olacak, sembol olacak, yolumuza ışık olacak unuttuklarımızın karanlığında adeta kimliksizleştik. İnsanlar ruhsuzlaştı, huysuzlaştı, mutsuzlaştı.
Vefa kaybolunca insan da kaybolur. Yolunu şaşırmış insan, patikalarda ayaklarının parçalandığını fark etmeden bir bilinmeze yürür.
Bir yolu takip ettiğinin farkındadır. Zamanla yolu benimser ve o yolun doğru olduğunu kabullenir; özünden, mayasından, fıtratından uzaklaşsa da.
Bugün bir kişiyi konu almak istiyorum. Yukarıda anlattıklarımın ışığında, belki de karanlığında.
Öyle ya, bilmediklerimiz, tanımadıklarımız bizim karanlıklarımızdır. Tanımakta geç kaldıklarımız bir geç kalınmışlık mıdır?
Binlerce yıl geriye yolculuk yapabiliyorsak, geç kalınmış değil; hatırlamadığımız ve hatırlatmadığımız değerlerimize vefasızlık etmişizdir.
Iğdır'ımızın değerlerinden sadece birisi, yakın zamanda kaybettiğimiz bir değer.
Yeterince tanımadığımız, tanınmasına dair bir çaba göstermediğimiz, böylece kendimizden uzak tuttuğumuz bir değerimiz İrfan Murat Yıldırım.
Dr. Öğr. Üyesi İrfan Murat Yıldırım, 1963 yılında Iğdır’da dünyaya gelir.
İlkokulu, ortaokulu Iğdır’da okur. Samsun’da başladığı liseyi Iğdır’da bitirir.
Yıldırım, lisans öğrenimini Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde; Yüksek lisans ve doktora öğrenimini ise Ege Üniversitesi Türk Dili
ve Edebiyatı Ana Bilim Dalında tamamlar.
İrfan Murat Yıldırım, Türk Dili Okutmanı olarak 1984-1996 yılları arasında Ege Üniversitesinde, 1993-1996 yılları arasında Varşova Üniversitesinde;
Öğretim Üyesi olarak da 1996-2000 yılları arasında Kars Kafkas Üniversitesinde, 2000-2024 yılları arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesinde çalışır.
İrfan Murat Yıldırım, Türk dünyası, Azerbaycan Türkleri, İran Türkleri, Azerbaycan Türkçesi, Azerbaycan Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı alanlarında birçok kitap, makale ve
bildiri yazar.
Dr. Öğr. Üyesi İrfan Murat Yıldırım, Manisa Celal Bayar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalında
görev yaparken 17 Mayıs 2024 tarihinde vefat eder. Dr. Öğr. Üyesi İrfan Murat Yıldırım'ın vefatı derin üzüntü yaratır ve Bürküt Türk Dünyası Dergisi Haziran ayı sayısında, Bursa Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Cengiz ALYILMAZ tarafından kaleme alınan makalede Yıldırım için vefa örneği bir yayın yapılır. Dr. Öğr. Üyesi İrfan Murat Yıldırım "İki Élin Balası İrfan Murat Yıldırım’ın Ardından" başlığı ile derginin 20 sayfalık bir bölümünde yer alır.
İrfan Murat Yıldırım, 1988-1990 yılları arasında Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans öğrenimini;
1990-1995 yılları arasında da aynı ana bilim dalında doktora öğrenimini tamamlar. Yüksek lisans tezi olarak Prof. Dr. Yavuz Akpınar’ın yönetiminde “Ahmet Cevat (Hayatı ve Eserleri Üzerinde Bir Çalışma)” başlıklı çalışmayı; Doktora tezi olarak da yine Prof. Dr. Yavuz Akpınar’ın yönetiminde “Yusuf Vezir Çemenzeminli’nin Hayatı ve Edebȋ Eserleri Üzerine Bir Araştırma” başlıklı çalışmayı hazırlar. Onun Türkiye’de ve Azerbaycan’da ciddi araştırma ve incelemeler sonucunda hazırlamış olduğu bu tezler, Türkiye’de bu alanda yapılan ilk bilimsel - akademik çalışmalar olma özelliğini de taşır.
1993-1996 yılları arasında Varşova Üniversitesi Orientalistika Fakültesinde; Öğretim Üyesi olarak da 1996-2000 yılları arasında Kars Kafkas Üniversitesinde, 2000-2024 yılları arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesinde çalıştı.
Yıldırım, Öğretim Üyesi olarak çalıştığı üniversitelerde Ana Bilim Dalı Başkanı, Bölüm Başkanı, Enstitü Müdürü olarak da görev yaptı. Bu görevlerden bir kısmı; Kars Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı (1996-1997), Kars Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü (1997-1998), Kars Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Başkanı (1996-2000), Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Başkanı (2000-2001).
İrfan Murat Yıldırım, belirtilen görevlerinin yanında münferit ve müşterek olarak birçok eser hazırlar. Bunlar arasında hiç kuşkusuz ki Azerbaycan Türkçesiyle, Azerbaycan Edebiyatıyla ve Azerbaycan Türklerinin tarihiyle ilgili olanlar ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Onun söz konusu çalışmaları arasında yüksek lisans öğrenimi sırasında büyük özveriyle hazırladığı ve sonrasında kitaba dönüştürdüğü Azerbaycanlı şehit Türk Şair Ahmet Cevat’ın hayatını, eserlerini ve şiirlerini konu alan Selam Türk’ün Bayrağına (Ahmet Cevat’ın Hayatı ve Şiirleri) adlı eseridir.
Sovyetler Birliği Dönemi’nde yazdığı eserlerle Azerbaycan Türklerinin ve Türk dünyasının bağımsızlığı ve özgürlüğü uğrunda büyük mücadeleler veren,
Anadolu’nun işgali sırasında birçok bölgeye “Gadaş Kömeyi” (Kardeş Yardımı) adıyla Azerbaycan Türklerinin Anadolu Türklerine yaptıkları yardımların ulaşmasını sağlayan Ahmet Cevat’ın bu uğurda tutuklanıp öldürüldüğü / şehit edildiği bilinmektedir.
Yıldırım’ın ülkemizde “Çırpınırdı Karadeniz”, “Çırpınırdın Karadeniz”,
“Karadeniz Marşı” adlarıyla bilenen ve çok sevilip marşa dönüştürülen şiirin şehit şairini çalışması ve bunu kitaba dönüştürmesi elbette tesadüfi değildir.
“Erdemli insanlar zoru olanı tercih edip başarabilen insanlardır”.
Çoğu kimsenin Ahmet Cevat’ın adını bile anmaktan korkup çekindiği bir dönemde (Sovyetler Birliğinin varlığını sürdürdüğü bir zamanda) Azerbaycan’a gidip konuyla ilgili araştırma ve incelemeler yapmak, özveri ve cesaret ister.
İrfan Murat Yıldırım, zor olanı tercih edip bu özveriyi ve cesareti gösterip zor olanı başarabilen nadir bilim insanlarından biri olmuştur.
İrfan Murat Yıldırım, Azerbaycan’da araştırma ve incelemelerini sürdürürken (hem Azerbaycan Türklerinin hem de Türk dünyasının önemli bir kısmının bağımsızlık ve özgürlüğüne kavuşmasında çok önemli rol oynayan, Azerbaycan’ın yakın tarihine “Gara Yanvar”, “Ganlı Yanvar” adıyla geçen) Sovyet Ordusu’nun 19 Ocak 1990 tarihini 20 Ocak 1990 tarihine bağlayan gece Azerbaycan topraklarını işgaline ve Bakü’de yaptığı katliamlara da tanıklık eder, bunun
acısını derinden yaşar. Türkiye’ye döndüğünde de birçok yerde bu hususta konferanslar verir, Türk kamuoyunu ve ilgili makamların yetkililerini bilgilendirir.
Gaspıralı İsmail’in “Dilde, fikirde, işte birlik!” parolasıyla ve (ilk kez 1918 yılında kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olan) Mehmet Emin Resulzade’nin (31 Ocak 1884 - 6 Mart 1955) “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez!..” veciz ifadesinin bilinciyle hareket eden İrfan Murat Yıldırım, Azerbaycan’da elde ettiği bilgi, bulgu ve belgeleri makalelere ve bildirilere dönüştürerek ilgililerine ulaştırır.
Yıldırım, Hocası Prof. Dr. Yavuz Akpınar’ın başkanlığında ve kılavuzluğunda Azerbaycan Türklerinin tarihinde önemli rol oynayan devlet adamı ve yazar Mehmet Emin Resulzade’nin külliyatının yayımlanmasında, Azerbaycan Türkçesinde yazılmış bazı önemli eserlerin Türkiye Türkçesine aktarılmasında / kazandırılmasında görev alır. Yavuz Akpınar, Sabahattin Çağın ve Fazlı Gökçek ile birlikte birçok eserin Türkiye’deki ve Türk dünyasındaki okuyucularla buluşmasına vesile olur.
O, hiçbir mevkinin, makamın ve servetin değiştiremediği kişilerdendi.
O, bu sebeple hiçbir zaman “Türk boy ve topluluklarına”, “Türk halkları”, “Türkȋ halklar”, “Türk lehçeleri”ne ise “Türk dilleri” diyenlerden olmadı. O, “Türk dünyasında eğer bir birlik sağlanacaksa bu öncelikle Türkiye - Azerbaycan - İran - Gürcistan - Irak - Suriye ve Avrupa’da yaşayan ve Oğuz Türkçesi konuşan Türklerin birleşmesiyle sağlanacaktır!..
Biz elbette Kıpçak ve Karluk gruplarındaki kardeşlerimizi ihmal etmemeliyiz; onlarla sürekli iletişim hâlinde olmalıyız. Oğuz Türkleri olarak
oluşturacağımız birliktelikle onlara örnek olmalı; sonra hepimiz Turan Ülküsü’nde birleşmeli ve bütünleşmeliyiz!” diyenlerin başında geliyordu.
Bürküt Türk Dünyası Dergisinde, Bursa Uludağ Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Cengiz ALYILMAZ, makalesinde Yıldırım için şu ifadeleri kullanıyordu; "İrfan Murat Yıldırım’ın hayatta iken kıymetinin bilindiği; ondan, onun eserlerinden ve düşüncelerinden yeterince yararlanıldığı ne yazık ki söylenemez.
Türk dünyasıyla ilgili kongre, konferans ve sempozyumlara hak ettiği hâlde yeterince çağrılmaması, yaptıklarının ve yazdıklarının göz ardı edilmesi, onun vefatının bile ilgili resmî kurum ve kuruluşların sayfalarında haber yapılmamış olması, basın yayın organlarında ölüm haberine yeterince yer verilmemesi de bunun en açık kanıtıdır.
Birçok insanınki gibi onun kıymetinin de ölümünden sonra anlaşılacağına şüphe yoktur.
Ona yaşarken dünyayı dar edenler, varlığına bile tahammül edemeyenler, kalemini kırıp ipini kesenler, (Ramiz Rövşen’in “Üz tutduğum adamlar” başlıklı şiirinde de ifade ettiği gibi) kim bilir belki de pişmanlık duyup ölümünden sonra da olsa yeniden onun gönlünü alıp dostu (!) olacaklardır"
Üz tutduğum adamlar da
Üzüme durdular menim.
Bir guyuya salladılar
İpimi gırdılar menim
Yalandan yaş ahıtdılar
Kefenimi tohutdular,
Yasinimi ohutdular,
Duamı gıldırdılar menim.
O guyu nece dardı, dar!
Men çıhanda mat galdılar,
Yene könlümü aldılar,
Dostlarım oldular menim.
20 sayfasını İrfan Murat Yıldırım'a ayıran Bürküt Türk Dünyası Dergisi'nde Yıldırım'ı anlatan İki Élin Balası İrfan Murat Yıldırım’ın Ardından adlı makalenin yazarı Bursa Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Cengiz ALYILMAZ sayfayı; "Türkiye’deki, Azerbaycan’daki, ve Türk dünyasındaki gerçek arkadaşları, dostları ve yakınları tarafından İrfan Murat Yıldırım için anma programları düzenlenmeli; onun adına bir armağan kitap hazırlanmalı; makaleleri ve bildirileri bir araya getirilip basılmalı; ondan kalan eşyalar, otantik dokümanlar ve çok sevdiği birbirinden değerli kitapları (Iğdır’da veya Manisa’da) bir ev satın alınarak ev müzesine çevrilip ilgililerinin istifadesine sunulmalıdır." sözleriyle bitirdi.
İrfan Murat Yıldırım'ı daha iyi tanımamıza, anlamamıza ve paylaşmamıza vesile olan BÜRKÜT Dergisine ve Prof. Dr. Cengiz ALYILMAZ'a teşekkür ederiz.
Dergi yayınına, dolaylı olarak bize de katkı sağlayan kaynak: Alyılmaz, C. (1998). Atsız bir kahraman: İbrahim Bozyel. Kardaş Edebiyatlar - Üç Aylık Edebȋ Dergi, 43, 29-30. Alyılmaz, C. (2018). Prof. Dr. Yavuz Akpınar ile 30 Yıl. Türkiye ile Türk Dünyası Arasında Bir Köprü Yavuz Akpınar Armağanı, 73-82 ed. N. Muradov ve Y. Özkaya, Bengü.




